Türkiye Matematik Kulübünün ilk 5 Yılı

Türkiye Matematik Kulübü Denetim Kurulu Değerlendirme Raporu – Haziran 2026

Türkiye Matematik Kulübü, kuruluşundan bugüne kadar matematiğe ilgi duyan insanları bir araya getirmeyi, matematikle ilgilenen öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimini desteklemeyi, toplumda matematik kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı ve matematik etrafında üretken bir topluluk kültürü oluşturmayı amaçlayan gönüllü bir yapı olarak önemli bir birikim oluşturmuştur. Beş yıl boyunca düzenlenen etkinlikler, kurulan ilişkiler, oluşan gelenekler ve kulüp içinde görev alan çok sayıda gönüllünün emeğiyle TMK, yalnızca bir öğrenci kulübü olmanın ötesine geçerek Türkiye’de matematik etrafında şekillenen en görünür topluluklardan biri hâline gelmiştir.

Bununla birlikte kulübün altıncı yılında beklenen kurumsal devamlılık sağlanamamış, kulüp fiilen pasif bir dönem geçirmiştir. Bu süreçte kulüp üyeleri ve kulübü takip eden kişiler tarafından “TMK’ye ne oldu?”, “Bu durum neden yaşandı?” ve “Bundan sonra ne olacak?” soruları sıkça sorulmaya başlanmıştır.

Bu raporun amacı; hem bu sorulara cevap vermek, hem de Türkiye Matematik Kulübü’nün ilk beş yılını dönemler hâlinde değerlendirerek kulübün mevcut durumuna dair genel bir değerlendirme sunmaktır.

1. Yıl: Kuruluş, Deneme ve Hızlı Üretim Dönemi

Türkiye Matematik Kulübü, üniversite matematik kulüpleri arasında uzun süredir hissedilen iletişim, devamlılık ve ortak üretim eksikliğine cevap verme düşüncesiyle kuruldu. Kuruluş öncesinde farklı üniversitelerde matematik toplulukları ve kulüpleri kendi imkânlarıyla değerli çalışmalar yapıyor; ancak bu çalışmalar çoğu zaman birbirinden kopuk ilerliyor, kulüpler arasında düzenli bir tecrübe aktarımı sağlanamıyor ve etkinliklerin devamlılığı büyük ölçüde dönemsel öğrenci ekiplerine bağlı kalıyordu. Öğrencilerin mezun olması veya yönetim ekiplerinin değişmesiyle birlikte biriken bilgi ve ilişkilerin önemli bir kısmı kaybolabiliyordu.

Bu süreçte temel ihtiyaç, yalnızca kulüplerin birbirinden haberdar olduğu bir ağ kurmak değildi. Asıl ihtiyaç; farklı üniversitelerden öğrencilerin birlikte üretebileceği, ortak etkinlikleri sahiplenebileceği, biriken tecrübeyi sonraki dönemlere aktarabileceği ve matematikle ilgilenen öğrencileri daha geniş bir topluluğun parçası haline getirebileceği sürdürülebilir bir yapı oluşturmaktı. Türkiye Matematik Kulübünün kuruluş süreci, bu ihtiyaca cevap vermek isteyen matematik topluluklarının eski yöneticileri ve farklı üniversitelerden matematik öğrencilerinin harekete geçmesiyle başladı. 

Kulübün ilk yılı yüksek enerji, hızlı deneme ve yoğun etkinlik üretimiyle geçti. TMK daha kuruluş aşamasında yalnızca bir öğrenci grubu olarak değil, Türkiye çapında matematik etkinlikleri düzenleyen, matematikle ilgilenen insanları bir araya getiren ve farklı şehirlerdeki matematik toplulukları arasında bağ kurmaya çalışan bir yapı olarak düşünüldü. Bu dönemde tüzük hazırlıkları, iletişim platformlarının kurulması, kulüp kimliği ve tanıtım çalışmaları, çevrim içi etkinlikler, çalıştaylar, festival fikirleri, lise ve ortaokul öğrencilerine yönelik çalışmalar ve diğer bilim platformlarıyla ilişkiler gibi birçok başlık aynı anda gündeme alındı. 

İlk yılın ayırt edici özelliklerinden biri, kulübün yalnızca etkinlik yapmaya değil, yaptığı etkinliklerin ne anlama geldiğini tartışmaya da başlamasıydı. Çalıştayların nasıl kurgulanacağı, popüler matematik etkinliklerinin hangi amaçla yapılacağı, lise ve ortaokul öğrencilerine matematiğin nasıl anlatılması gerektiği, matematiğin doğru tanıtımının ne anlama geldiği gibi konular daha ilk yıldan itibaren kulüp gündeminde yer aldı. Bu yaklaşım, TMK’nin yalnızca organizasyon yapan bir öğrenci grubu değil, matematik kültürü üzerine düşünen bir topluluk olarak şekillenmesini sağladı. 

Birinci yılın en güçlü tarafı yaratıcılık ve üretkenlikti. Kısa sürede çok sayıda etkinlik fikri ortaya çıktı. Bu fikirlerin bir kısmı hayata geçirildi, bir kısmı ise ilerleyen yıllar için kulüp hafızasına kazandırıldı. Bu dönemde kulüp, ilerleyen yıllarda gelenekselleşecek bazı etkinliklerin ve çalışma biçimlerinin ilk izlerini de oluşturmaya başladı. 

Bununla birlikte kulübün sonraki yıllarda tekrar tekrar karşılaşacağı bazı temel sorunlar da ilk yıldan itibaren görünür hale geldi. Sistem henüz tam olarak oturmadan hızlı bir başlangıç yapılması, sorumlulukların belirli kişilerde toplanmasına yol açtı. Aynı anda çok sayıda konunun tartışılması, toplantı sıklığının üyeler üzerinde yük oluşturması ve ortaya çıkan fikirlerin düzenli biçimde takip edilmesini sağlayacak yeterli mekanizmaların henüz oluşmamış olması, bu dönemin başlıca zorlukları arasında yer aldı. 

Türkiye’de bu ölçekte, farklı üniversitelerden öğrencileri bir araya getirerek matematik etkinlikleri düzenlemeye çalışan benzer bir öğrenci yapısı bulunmadığı için karşılaşılabilecek sorunlar çoğunlukla süreç içinde görülerek öğrenildi. Bu nedenle kurumsallaşma çalışmaları ilk yıl daha çok taslak ve deneme düzeyinde kaldı. Kulübün tüzüğü de bu dönemde kulüp içinde paylaşılmaya başlanmış, ancak asıl uygulama ve olgunlaşma süreci sonraki yıllara bırakılmıştı. 

Bu nedenle birinci yıl, TMK’nin en yaratıcı ve en yüksek enerjili dönemlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yoğun üretim, henüz tam olarak oturmamış bir organizasyon yapısı üzerinde gerçekleştiği için kulüp içinde koordinasyon zorluğu, görev takibi problemi ve yorgunluk da oluşturdu. 

2. Yıl: Kurumsallaşma, Ortak Projeler ve Yapının İnşa Edilmesi

İkinci yıl, ilk yılın enerjisinin sürdüğü ve kulübün birinci yılda başlattığı kurumsallaşma adımlarını somut olarak sınadığı bir dönem oldu.

İlk yıl yapılan etkinliklerin önemli bir kısmı tekrarlandı; kulüp yalnızca yeni işler üretmeye değil, yaptığı işleri tekrar edilebilir ve sürdürülebilir hale getirmeye çalıştı. Bu dönemde TMK, “ne yapabiliriz?” sorusundan “nasıl sürdürebiliriz?” sorusuna geçmeye başladı. Bu geçiş, kulübün bir etkinlik topluluğundan kurumsal hafızası olan bir yapıya dönüşmesi açısından önemliydi.

Birinci yılda projelerin büyük kısmı kulüp içinden çıkarken, ikinci yılda kulübün görünürlüğünün artmasıyla birlikte ortak projeler ve paydaşlı çalışmalar da çoğaldı. Bu durum kulübün etki alanını genişlettiği kadar yeni soruları da beraberinde getirdi. TMK’nin ortak projelerde nasıl davranacağı, hangi işlere dahil olacağı, hangi durumlarda kendi ilkelerini koruması gerektiği ve dış paydaşlarla nasıl ilişki kuracağı bu dönemde daha somut biçimde tartışıldı.

Bu yıl, ilk yıl yapılan teorik tartışmalar için önemli bir deneme yılı oldu. Artık yalnızca “ileride şöyle bir sorun yaşanabilir” denmiyor; karşılaşılan gerçek durumlar üzerinden çözümler üretiliyor, yönergeler hazırlanıyor, rehberler oluşturuluyor ve görev tanımları daha net hale getiriliyordu. Akademik etkinlikler, popüler etkinlikler, kulüp içi etkinlikler, genel sekreterlik, tanıtım, mali işler ve denetim gibi yapılar bu dönemde daha belirgin hale geldi.

Aynı zamanda kulübün öz-eleştiri kültürü de bu yıllarda güçlendi. Yapılan işlerin yalnızca başarıları değil, aksayan yönleri de toplantılarda konuşuluyor; görev paylaşımı, iletişim, tanıtım, toplantı düzeni ve yeni üyelerin dahil edilmesi gibi başlıklar açıkça tartışılıyordu. Bu kültür, TMK’nin kendini yenileyebilmesinin en önemli dayanaklarından biri oldu. 

Bu süreci bir benzetmeyle ifade etmek gerekirse, kulübün birinci yılında yapının ana hatları çizildi; ikinci yılında ise bu yapı inşa edilmeye başlandı. İlk yılın üyeleri yapının mimarlarıysa, ikinci yılın üyeleri büyük ölçüde mühendisleri ve uygulayıcıları oldu. İlk yıl hazırlanan taslak tüzük de ikinci yıl boyunca uygulanarak sınandı, eksikleri giderildi ve yıl sonunda internet sitesinde yayımlanarak bugüne kadar gelen kurumsal çerçevenin temelini oluşturdu. 

Bu nedenle ikinci yıl, TMK’nin kurumsallaşma ihtiyacını doğru biçimde fark ettiği ve bu yönde ciddi adımlar attığı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Ancak aynı zamanda kurumsallaşmanın yalnızca görev tanımı üretmekle değil, bu görevleri doğru şekilde devretmek ve sürdürebilecek insanları hazırlamakla mümkün olduğu da bu dönemde daha açık biçimde görüldü.

3. Yıl: Uygulama, Sadeleşme ve Kurumsal Hafıza Eksikliği 

Üçüncü yıl, ilk iki yılın yüksek temposundan sonra kulübün daha seçici ve daha uygulama odaklı bir döneme girdiği yıl oldu. Bu dönemde teorik tartışmalar azaldı; “bu yapıyı nasıl kurarız?” sorusundan çok, “kurulan yapıyı nasıl işletiriz?” sorusu öne çıktı. 

Bu aşama, gönüllü organizasyonlar için kritik bir eşiktir. İlk yıllarda motivasyon çoğunlukla kurucu enerjiye, yenilik heyecanına ve hızlı üretime dayanır. Ancak bir süre sonra kulübün devamlılığı kişilere değil; kurulmuş sisteme, yazılı hafızaya ve sağlıklı devir teslim mekanizmalarına bağlı hale gelir.

Üçüncü yılda TMK’nin karşılaştığı en önemli zorluklardan biri, kulübe yeni katılan tecrübesiz üyelerin kulübe adapte edilmesiydi. İlk yıllarda kulübe katılan kişilerle mevcut üyeler arasındaki bilgi ve tecrübe farkı çok büyük değildi. Herkes bir yandan öğreniyor, bir yandan üretiyor, bir yandan da kulübü birlikte kuruyordu. Bu nedenle yeni katılan kişilerle birebir ilgilenmek, onları kulübe dahil etmek ve görev almalarını sağlamak daha mümkündü. 

Üçüncü yıla gelindiğinde ise kulüp içinde birçok işi oldukça iyi bilen, bazı alanlarda neredeyse profesyonel seviyede deneyim kazanmış kişiler oluşmuştu. Bu gelişim kulüp için çok değerliydi; ancak yeni gelenlerle mevcut ekip arasındaki bilgi ve tecrübe farkını da artırdı. Yeni üyelerin kulübü anlaması, aktif biçimde görev alması ve tecrübeli üyelere ayak uydurması önceki yıllara göre daha zor hale geldi. 

Bu dönemde rehberler, görev akışları, etkinlik raporları ve arşiv çalışmaları gibi ihtiyaçlar farklı toplantılarda gündeme geldi. Ancak buna rağmen üçüncü yıl, kulübün belgeleme ve arşiv çalışmalarına en az katkı yapılan dönemlerden biri oldu. Birçok toplantı notunun tutulmaması veya arşivlenmemesi, sonraki yıllarda görev devirlerini zorlaştırdı.

Bu nedenle üçüncü yıl, TMK’nin ilk iki yıldaki üretkenliğinin ve kurumsallaşma denemelerinin sürdürülebilir hale gelip gelemeyeceğinin sınandığı dönem olarak değerlendirilebilir. Kulüp bu dönemde yalnızca projelerin değil, projeleri taşıyan sistemin de inşa edilmesi gerektiğini daha açık biçimde gördü. Ancak bu ihtiyacın fark edilmesine rağmen kurumsal hafızaya yeterince katkı yapılamaması, sonraki yıllarda önemli bir zorluk oluşturdu. 

4. Yıl: Toparlanma, Aktiflik Sorunu ve Moral Kaybı 

Dördüncü yıl, üçüncü yılda kurumsal hafızaya yeterince katkı yapılamamasının sonuçlarının daha görünür hale geldiği dönem oldu. Görev devirleri zorlaştı, yeni üyelerin kulüp işleyişini anlaması daha fazla çaba gerektirdi ve bazı sorumlulukların nasıl sürdürüleceği konusunda belirsizlikler oluştu.

Bu dönemde aktiflik problemi, yeni üyelerin kulübe kazandırılması, iletişim kanallarının kullanımı, açık iletişim kültürü, görevlerin görünürlüğü ve kurul rehberlerinin hazırlanması gibi başlıklar yeniden öne çıktı. İlk yıllarda karşılaşılan bazı sorunların tamamen çözülmediği; farklı dönemlerde ve farklı yoğunluklarda yeniden gündeme geldiği görüldü. Discord, WhatsApp, Google Drive, formlar, e-posta grupları ve sosyal medya gibi farklı araçların aynı anda kullanılması kulübün ihtiyaçlarına cevap veriyor olsa da özellikle yeni üyeler açısından “kulüp nerede akıyor?” sorusunu zorlaştırıyordu. Bu nedenle iletişim kanallarının sadeleşmesi, hangi bilginin nerede paylaşılacağının netleşmesi ve özel mesajlar yerine açık kanallarda iletişim kurma kültürünün güçlenmesi önemli bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. TMK’de sorunlar çoğu zaman fikir ve kapasite eksikliğinden kaynaklanmadı. Aksine, hemen her problem için çok sayıda öneri üretildi. Asıl zorluk, fikirden uygulamaya geçişte ortaya çıktı. Bir fikrin sahiplenilmesi, onu sürdürecek bir ekip veya koordinatör bulunması ve yapılan işin sonraki döneme aktarılacak şekilde belgelenmesi her zaman yeterince sağlanamadı. 

Dördüncü yılın önemli sorunlarından biri de kulüp içindeki dilin ve atmosferin zaman zaman motivasyon kaybına yol açmasıydı. Kulüp o zamana kadar zaman zaman zorlansa da işleri yoluna sokmasını biliyor ve projelerini gerçekleştirebiliyordu. Ancak kulübün büyümesi ve iddiasının artmasıyla birlikte bazı projelerde aksaklıklar yaşanmaya, bazı projeler ise iptal olmaya başladı. Bu durum kulüp içinde bir demoralizasyon yarattı. Sorunları çözmeye odaklanan bir iletişim yerine, bazı dönemlerde eksikleri sürekli vurgulayan ve sorumluluk almaya istekli kişilerin de moralini olumsuz etkileyen bir söylem oluştu.

Bu durum yalnızca mevcut aktif üyeleri değil, kulübe yeni katılabilecek kişilerin kulübe ilişkin izlenimini de etkiledi. Yeni üyelerin yapıya dâhil olması zaten zorlaşmışken, kulüp hakkındaki olumsuz değerlendirmeler bu süreci daha kırılgan hâle getirdi.

Bazı olumsuzluklara rağmen kulüp bu dönemde önceki yıldan devraldığı sorunları toparlamaya çalıştı ve zor zamanlar yaşasa da kendi kendine toparlanabilecek bir yapıya sahip olduğunu gösterdi. Bu açıdan dördüncü yıl, TMK’nin dayanıklılığını da gösteren önemli bir dönem oldu. 

Bu dönemden çıkarılabilecek temel sonuç şudur: Yeni üyelerin aktifleşmesi için yalnızca genel görev çağrıları yapmak yeterli değildir; kulübe girişten sorumluluk almaya kadar uzanan sürecin açık, anlaşılır ve destekleyici biçimde tasarlanması gerekir. Yeni katılan bir kişinin kulübün ne yaptığını, kurulların hangi alanlardan sorumlu olduğunu, hangi küçük görevle başlayabileceğini, kimden destek alacağını ve yaptığı katkının bütün içinde nasıl bir karşılığı bulunduğunu görebilmesi, sürece güvenle dahil olmasını sağlar. Bu noktada, iletişim dilinin de önemli bir rolü vardır; demoralize edici söylemler yerine çözüm odaklı ve pozitif bir dil kullanmak, hem mevcut üyelerin motivasyonunu korur hem de yeni katılanların kendilerini yapının doğal bir parçası olarak hissetmelerine katkı sunar.

5. Yıl: Yeniden Sistem Kurma, Dış İlişkiler ve Kapasite Sınırı

Beşinci yıl, üçüncü ve dördüncü yılda görünür hale gelen sorunların fark edilmesi ve bu sorunların sırayla çözülmeye çalışılmasıyla başladı. Kulüp daha önce etkinlik ve proje üretmeye odaklanırken, bu dönemde kulüp içi sistemi yeniden gözden geçirmeye, görev dağılımlarını netleştirmeye ve kurumsal işleyişi güçlendirmeye daha fazla önem verdi.

Bu dönemde TMK artık ciddi bir geleneksel etkinlik portföyüne ve kurumsal kültüre sahipti. Türkiye Matematik Kulübü, Türkiye çapında değer gören ve saygı duyulan önemli bir yapı haline gelmişti. Kamu kurumlarından, özel sektörden, üniversitelerden ve farklı bilim platformlarından ortak proje talepleri gelmeye başladı. Bu durum kulübün kazandığı itibarı göstermesi açısından çok kıymetliydi; ancak kulüp için yeni bir yönetim yükü de oluşturdu. Önceki yıllarda kulüp çoğunlukla kendi istediği projeleri, kendi belirlediği paydaşlarla üretirken; bu dönemde toplumdan ve matematik camiasından gelen beklentileri de dikkate almak zorunda kaldı. 

Bu noktada tanıtım ve iletişim çalışmaları da yalnızca afiş, sosyal medya paylaşımı veya duyuru metni üretmekten ibaret olmaktan çıktı; kulübün ne olduğunu, kime hitap ettiğini, hangi işlere dahil olacağını ve dışarıdan nasıl algılandığını yönetme meselesine dönüştü.

Bu profesyonel iletişim süreçleri kulüp için yeniydi. Kurumsal yazışmalar, toplantılar, dış paydaşlarla ilişki kurma, teklifleri değerlendirme, kulübün sınırlarını koruma ve kulübü dışarıya doğru anlatma gibi başlıklar yönetimin ciddi zamanını aldı. Bazı noktalarda kulübün iletişim ve organizasyon becerileri, ulaştığı itibarın ve etki alanının gerisinde kaldı. Bu durum, tanıtım ve kurumsal iletişimin kulüp için yalnızca destekleyici işler değil, doğrudan stratejik başlıklar haline geldiğini gösterdi. Yönetimin dış ilişkilerle çok fazla ilgilenmek zorunda kalması ise kulüp içi organizasyonun bazı alanlarında aksamalara yol açtı. 

Bu yılın en dikkat çekici sonuçlarından biri, TMK’nin ilk defa birçok geleneksel etkinliğini gerçekleştirememesi oldu. Bazı etkinliklerin iptal edilmesi, bazı çalıştayları düzenleme motivasyonunun düşmesi, görevli ve konuşmacı bulmakta zorlanılması, kulüp içi katılımın yetersiz kalması ve etkinlik yükünün belirli kişilere binmesi bu dönemde daha açık biçimde görünür hale geldi. 

Bu nedenle beşinci yıl, TMK’nin yeniden sistem kurma ihtiyacını en güçlü biçimde hissettiği dönem olarak değerlendirilebilir. Kulüp bu dönemde iç işleyişini toparlamaya çalıştı; ancak aynı anda büyüyen dış beklentiler ve geleneksel etkinlik yükü nedeniyle yılı birçok etkinliğin yapılamadığı bir tabloyla tamamladı.

Bununla birlikte ilk beş yılın en büyük kazanımı yalnızca düzenlenen etkinlikler değildi. TMK bu süreçte bir matematik topluluğunun nasıl kurulacağına, bir çalıştayın veya festivalin nasıl düzenleneceğine, gönüllü koordinasyonunun nasıl yürütüleceğine, tanıtımın stratejik önemine, etkinlik sonrası değerlendirmenin ve kulüp hafızasının neden önemli olduğuna dair ciddi bir deneyim üretmiştir. Bu birikim, yalnızca TMK’nin kendi geçmişi için değil, Türkiye’de matematik topluluğu kurmak veya matematik etkinliği düzenlemek isteyen başka ekipler için de değerli bir kaynak olmuştur. 

6. Yıl: Yönetim Boşluğu, Profesyonelleşme Eşiği ve Belirsizlik 

Kulüp beşinci yaşını doldurduğunda artık ilk yıllardaki öğrenci inisiyatifinin çok ötesinde, çok katmanlı ve büyük bir yapıya dönüşmüştü. TMK aynı anda bir öğrenci topluluğu, Türkiye çapında etkinlikler düzenleyen bir organizasyon, üniversite matematik toplulukları arasında bir ağ, matematik içerikleri üreten bir yapı, akademik etkinlikler düzenleyebilen bir merkez ve farklı kurumlarla ilişki kuran bir platform haline gelmişti.

Bu büyüme, kulübe emek veren, zaman ayıran, sorumluluk alan ve TMK’yi sahiplenen üyelerin yıllara yayılan olağanüstü çabasının sonucuydu. Ancak aynı zamanda yönetilmesi çok daha zor bir yapı ortaya çıkardı. Artık TMK’yi yönetmek yalnızca iyi niyet, matematik sevgisi veya etkinlik yapma isteğiyle sürdürülebilecek bir sorumluluk olmaktan çıktı. Kulübün geldiği noktada yöneticilik, liderlik, kurumsal iletişim, ekip yönetimi, devir teslim, kriz çözme, içerik üretimi ve dış paydaşlarla ilişki kurma gibi birçok beceri aynı anda gerekli hale geldi.

Beşinci yılın sonunda bu ihtiyaca yönelik bazı fikirler oluşmuştu. Kulüp için yöneticilik ve liderlik eğitimleri, iletişim eğitimleri, içerik üretme eğitimleri ve yeni katılan kişileri bu büyük yapıyı yönetmeye hazırlayacak çalışmalar planlanmıştı. Amaç, hem mevcut yöneticileri desteklemek hem de kulübe yeni katılacak kişilerin bu yapının yükünü daha sağlıklı biçimde devralmasını sağlamaktı.

Ancak bu hazırlıklar hayata geçirilemeden altıncı yılın yönetim süreci sağlıklı biçimde kurulamadı. Gerekli kurullar oluşturulamadı, dönem planlaması yapılamadı ve kulüp fiilen faaliyetsiz bir dönem geçirdi. Bu tabloyu yalnızca belirli kişilerin eksikliğiyle açıklamak doğru olmaz. Daha temel sorun, TMK’nin geldiği büyüklüğün artık yalnızca iyi niyet ve kişisel fedakârlıkla sürdürülemeyecek; görev dağılımı, eğitim, devir teslim ve ekip desteği gerektiren bir seviyeye ulaşmış olmasıdır. 

Bu dönemde birçok kişi kulübün devam etmesi gerektiğini ifade etti. Ancak bu büyüklükte bir yapıyı yönetmeye talip olmak ciddi bir sorumluluk ve özgüven gerektiriyordu. Kulübün ulaştığı seviye, yeni sorumluluk alacak kişiler için teşvik edici olduğu kadar ürkütücü de hale geldi. Bu nedenle kulübün yaşaması gerektiği konusunda genel bir ortaklık oluşsa da bu sorumluluğu üstlenecek somut bir yönetim iradesi ortaya çıkmakta zorlandı.

Sonuç olarak altıncı yıl, TMK’nin faaliyet üretemediği ve yönetim boşluğu yaşadığı bir dönem oldu. Ancak bu dönem aynı zamanda kulübün asıl meselesini de açık biçimde gösterdi: TMK’nin devam edebilmesi için yalnızca yeni bir yönetim seçilmesi yeterli değildi. Yeni yönetimin taşıyabileceği ölçekte bir yapı kurulmalı, görevler sadeleştirilmeli, sorumluluklar dağıtılmalı, kurumsal iletişim ve devir teslim mekanizmaları güçlendirilmeli ve kulübe katılan kişilerin zamanla yönetici sorumluluklarına hazırlanacağı bir sistem oluşturulmalıdır.

Bugün geldiğimiz noktada cevaplamamız gereken temel soru şudur: Türkiye Matematik Kulübü, beş yılda oluşan büyük birikimi koruyarak ama bu birikimin ağırlığı altında ezilmeden nasıl yeniden sürdürülebilir bir yapıya kavuşabilir? 

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir